Acımasızlığımdan şikayetçiler. Duygusuzluğumdan. Saygısızlığımdan. Fakat rahatlığımı kıskandıklarını biliyorum. Bunu inkar edemiyorlar. Vicdanımı hiç bir saçmalıkla doldurmadığımı biliyorlar. Onları önemsemediğimi, onları hayatıma dahil etmediğimi biliyorlar. Bencilliğimi sevmemi istemiyorlar fakat ben bencilliğimin işlediği her hücreme aşığım. Sevgimi başkalarına yansıtmaya çalışıyor, başarılı olamıyor, yanlış hedeflere haklarımı bitiriyor olabilirim, fakat o sevginin kaynağını yine kaynağında harcıyorum. Güneşin sıcaklığının çok az bir kısmını dünyaya yansıtması gibi. Onlara bağlı olmamı istiyorlar. Hakkımdaki herşeyin onlara bir şekilde dokunmasını istiyorlar. Kimisi hayatıma dahil olmak istiyor, kimisi beni hayatına dahil etmek istiyor. "Bağlanmaktan korkma salaklığı" değil bu, "bağlanmak" kelimesiyle uzaktan yakından alakalı bir durum bile değil. Bu sadece kendimle daha mutlu oluşumun getirdiği bir güven. Kimsede aradığımı bulamadım çünkü. Tanıdığım herkesin uzun sürede beni bir şekilde hayalkırıklığına uğratıp, ilk gördüğüm andaki o mükemmeliğini bozup aslında hiç de harika olmayışlarını gösterişinin verdiği bir umut kesintisi. Bendeki imajını bozmamış bir tek insan dahi yok çevremde.. Kimisi buna "insan seçiciliğinde mükemmeliyetçilik" diyebilir, belki de öyledir. Bunu değiştirme niyetim yok. Mesafemi korumak ile şimdiye kadar bir şey kaybettim. Kalabalıktan her zaman nefret etmişimdir. Her insanın farklı sözcükleri varken, bir tanesini bile duyma isteğim olmayınca aralarında yer almak, gereksiz. Benmerkezcilik mi oluyor? Egosantrizm? Narsizm belki de? Bir isme ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Bencil olmanın bile küçük bile olsa bir kısmının kişinin dışında kalanların suçu olabileceği fikrindeyim. Hiçbir şey, hiçbir zaman tek taraflı değildir; buna inanıyorum işte. Bunu SEN de biliyorsun.
dila.